Eki 28

Türban kelimesi, fransızca kökenli olup bayanların taktığı bir bez parçasıdır. Yani, türban 25-30 yıl önce fransadan ithal edilen, gericilerin siyasal bayrağıdır. Peki sorularlar Türbanın özelliklerini yazarsak;

Neden Türban?
- Dinim öyle gerektirdiği için.
Deki, Neden Türban?
- kadın olduğum için.
Nedek takıyorsun ?
- Abim annem babam sevgilim kocam istiyor diye.
Peki Neden?
Kadın olmak tehlikeli olduğu için.
Peki neden?
-Erkekler azabiliyormuş diye.
Peki neden türban?
Erkekleri rahatsız etmeyelim diye.
Eh, peki neden?
……

————————————————
-?- Madem müslümanlık ile ilişkilendiriyorsunuz o zaman neden türban kelimesi arapça veya farsçadan değil de fransızcadan geliyor ?

- Siyasi rant elde etmek için olabilir, dini duygularıyla oynanabilir, ticari kazanç edilebilir …

-?- 8 sene önce türban konusu var mıydı ?

- Yoktu çünkü, şimdiki hükümet gelmeden önce insanlar ayrılmamış insanlar bölünmemiş halkın dini duyguları bu kadar istismar edilmemişti.

-?- Velev ki siyasi simge ?

- Çok uçtun; velev ki sen ajansın, velev ki sen kışkırtıcısın velev ki sen cahilsin …

—————– Ağır eleştiriler İsteyen üstüne alınabilir / alamayabilir de ————

Türbana bana göre kişisel görüşüm birkaç yerde okuduğum ve kendime göre yorumlayıp benimsediğim tanımları aşadağıdaki gibidir. Türban,

- Oy toplamak ve dini duyguları istismar etmek için kullanılan bir çeşit kumaş parçası ( Vakko )

- Gericiliği modifiye edip renk vererek pahalı bir giysi

- Rte yi desteleyen takımın taktığı şeydir

- Kendini saklamak, dışlamak anlamına da getirilebilir.

- İnançla alakası çok az da olmayıp, tamamen özentilik ve kendi beğenmişliktir.

- Herşeyi geçtim yazdığım şeyleri kaale almayın unutun hepsini, herkez taksın hatta erkekler de taksın. Fakat sormak istediğim bir soru var. Kur’an’da yazıyor kadınlara kapanın erkeklerden uzak durmak için takın diye, erkekleri azdırmayın diye, erkekleri düşündürmeyin diye ( anladınız ) … Bire insan o mor renk nedir öyle o yeşil renk nedir öyle fıstıkta o kadar yeşil yok. Dikkat bozmak için mi dikkat çekmek için mi taktın onu bunu izah et bana.

Şimdillik bu kadar, tezimi aşağıdaki yorum alanlarını doğru şekilde doldurarak çürütebilirsiniz.

Eki 19

* Semah normalde Cem’de dönülür (Dönmek hiçbir şeyin durmadığını ölmediğini hareket edip değiştiğini sembolize eder.) Semah,Cem dışında ayrıca; toplumsal içeriği olan toplantılarda ve tanıtmak amacı için dönüle bilinir.
* Yüzün üzerinde semah çeşidi vardır, hepsi için geçerli olan, ağır tempoyla başlar, hızlanır ve yavaşlayarak durur. Duyguların/ruhun uçuş ve geri dönüşünü sembolize eder.
* Cemde ve Semah dönülürken normalde çırağ/mum yakılır.Bu ışık, bütün alemi hareket ettiren/yaratan ilâhi nur olarak kabul edilir.Ayrıca alevi/enerjiyi, bilim ve sevgiyi-aşkı sembolize eder.
* Semahta kadın ve erkek şarttır, bununda birlik, eşitlik, yaradılış, sevgi, karşıtların birliği gibi çok derin anlamları vardır.
* Semah yalın ayak dönülür, duygular dünyasında uçulsa da gerçeğe, doğaya/toprağa bağlılığı sembolize eder.
* Bazı semahlarda avuçlar yer ve gökyüzüne döndürülür, yerle gök arasında (hava ve toprak/ tanrı ve insan) arasında bağ kurulur.
* Gözler genellikle el/avuç içine bakar, bu da aynada kendini (insanda tanrıyı) görmeyi sembolize eder.(Aynayı tuttum yüzüme Ali göründü gözüme.Nazar eyledim özüme Ali göründü gözüme)
* Semahta kalbe, götürülen eller, Alevilerin bir tür selamıdır. İçten ve kalpten sevgi ve yola bağlılığı sembolize eder.
* Semahlardaki figürler doğadaki canlı varlıkların özelliklerini, emek, sevgi, birlik vb. çeşitli konuları sembolize eder.

Eki 19

Hep söylerim bu cümeyi Ya Allah Ya Muhammed Ya Ali … Öyle bir içimden geliyorki söylerken içim bir huzur buluyor söylerken, sanki başlayacağım işi çabukcak bitecekmiş gibi kendimden geçip hayallere dalıyorum. İçime işlemiş bir kere cümle huzur verici, rahatlatıcı …

Haydi beraber Söyleyelim;

Ya Allah Ya Muhammed Ya Ali !

Anlamını da yazayım, zülfikarı kafire sallamadan önce söylenen sözdür.

Eki 18

Bir ay doğar ilk akşamdan geceden
Şavkı vurur pencereden bacadan
Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben
Uykusuz mu kaldın dünkü geceden
Uyan uyan yar sinene sar beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben
Yücedağ başından aşırdın beni
Tükenmez dertlere düşürdün beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben
Madem soysuz göynün yoğudu bende
Niye doğru yoldan şaşırdın beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben
Aşağıdan gelir eli boş değil
Söylerim söylerim göynüm hoş değil
Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben
Bir güzeli bir çirkine vermişler
Baş yastığı gendisine eş değil
Dağlar kışımış yolcum üşümüş
Dağlar haramı açma yaramı nasıl edem ben

Kalın yazılmış yerleri okuyun ve kendinize pay çıkarın …

Eki 18

Pir Sultan Abdal’dan bir özdeyiş, bir yakarış, bir söyleşi … Aynen şöyle diyor;

Evvel erkan ile evvel yol ile
Gelsin hizmet ehli hizmet eylesin
Yaradanım yardım etsin kuluna
Gelsin hizmet ehli hizmet eylesin

Dolduğumuz evler dol’olsun nurdan
Bizde böyle gördük uludan pirden
Yardımcımız olsun ol Şah-ı Merdan
Eylesinler erenler semah eylesin

Semah eyleyenler haslar hasıdır
Semah eylemeyen Hakk’ın nesidir
Abdal Pir Sultan’ım er nefesidir
Eylesin erenler semah eylesin

Muhammed Mustafa Halillullahtır
Şu dünyada baki kalan Allahtır.

En çok sevdiğim içimin ürperdiği, bazı zamanlarda da gözlerimin dolduğu kısım ise “Biz de böyle gördük uludan pirden” kısmıdır. Buradan kendime çok pay çıkartıyorum. Açıklamak gerekirse bu cümleyi söylerken pirimizden büyüğümüzden erimizden ne öğrendiysek biz de küçüklerimize biz de çevremize öyle anlattık öyle gösterdik öyle lanse ettik anlamında kullanarak, düşünerek ve yaparak hayat sürüyorum.

Ve sonra diyorum ki, “Gelsin hizmet ehli, hizmet eylesin” … Demek istiyor ki bizi bilen, kendini bilen gelsin bize bizi anlatsın bize nasihat versin bize doğru yolu göstersin ( illaki dini konuda değil, hayatında içinden de olabilir )

Ve sonunda, bir iş bitirdikten sonra, bir işe başlarken ” Yaradanım yardım etsin kuluna” diyoruım ve içim sanki huzur dolu bir mutluluk sarıyor…

İşte bu !